Finlandiya’dan tıp, bilim, hayat, insan, doğa, kültür, tarih. Yazan: Çağrı Yalgın

Fin Kültürü ve Ahlâk Bilgisi

,

Babuşka ve Hruşçovka

Eston eşimin ailesine ilk defa misafirliğe giderken, Helsinki-Tallinn feribotunda elime geçen Tallinn kılavuzundan Energia Kohvik’i gözüme kestirmiştim. Bu kafe, şehirde Sovyet döneminden beri değişmemiş birkaç mekândan biriydi. Ev sahiplerim, pek alelâde buldukları bu kafeye gitmek isteyişime önce biraz şaşırdı. Bir NATO ülkesinde doğup büyümüş olan benim için bunun Demir Perde’nin ötesine bir bakış olduğunu anlattığımda ise ikna oldular.

Energia Kohvik’e gitmeden de Sovyet döneminden kalıntılar görmeye başladım. Eşimin ailesi, Tallinn’in Mustamäe (kara tepe) semtinde küçük bir apartman dairesinde yaşıyordu. Mustamäe, 60’lardan itibaren Hruşçovka ve Brejnevka denen apartman tipleriyle, alışveriş merkeziyle, yeşil alanları ve geniş bulvarları ile sıfırdan inşa edilmişti. 

★★★

Tallinn’in hayranlıkla gezilen turistik şehir merkezinin pırıltısı, troleybüs Mustamäe’ye geldiğinde çoktan geride kalmış olur. Bastığım yeri görebilmek için yer yer cep telefonumun fenerini kullanmam gerekiyor.

Sosyal medyada dış görünüşüyle alay edilen Sovyet konutlarından Hruşçovkaların arasındayım. İyice eskimiş, bakımsız kalmışlar. Gri renkleriyle, hele ki Kuzey kışının karanlığında depresif bir film karesinden çıkmış gibiler. Gerçi böyle kalmak zorunda değil: Tartu’da gezerken dış cephesi elden geçirilmiş üç Hruşçovka görmüştüm. Bunların hem dışı hem de içi, Avrupa Birliği destekli SmarEnCity projesiyle yenilenmişti. Demek ki elden geçirilirse kullanılabiliyorlar.

Tartu merkezinde bir Hruşçovkanın girişi ve AB desteğiyle yenilenmiş, komşu bir Hruşçovkanın girişi.
Yenilenmiş Hruşçovkanın cepheden görünümü

Hruşçovkalar göze pek hitap etmeseler de işlevsel binalar gibi görünüyor. Bölgesel ısıtma sistemi sayesinde, Tallinn soğuğuna rağmen konut her daim sıcak ve 24 saat sıcak suyu var. Her kattan açılan merkezi bir çöp kanalı sayesinde çöpler zemin katındaki özel bir bölmede toplanıyor.

Poputnik adlı podcastında Sovyet konut tiplerini konu eden Deniz Tunç Kalyoncu’ya göre Hruşçovkalar maliyet sebebiyle önceleri balkonsuz ve asansörsüz olarak tasarlanmış. Bu özellikler 1960’ların sonuna doğru yapılanlara eklenmiş. Eşimin anneannesinin –Babuşka– dairesi de bunlardan. Dairenin balkonu, binanın asansörü var. Daire çok küçük. Her işleve asgari bir alan belirlenip buna göre tasarlanmış. İç mekân, bir oturma odası, bir küçük oda, bir mutfak, bir tuvalet ve banyodan ibaret. Tuvalet o kadar küçük ki lavaboya yer yok, elleri yıkamak için yandaki banyoya geçmek gerekiyor. Banyoya da bir lavabo, bir küvet ve bir musluk ancak sığıyor. O tek musluğun uzun ucu ihtiyaca göre küvete veya lavaboya çevriliyor. Evin diğer yanlarında da sınırlı alan iktisatlı kullanılmış. Örneğin kapı çerçevelerinden birinde barfiks takılabilecek yivler var. Kısacık koridorların tavanları da depo olarak kullanılan dolaplar.

Evet, belki çirkin, tekdüze, küçük… ama aynı zamanda altyapı sorunu az, akmayan, kokmayan, her daim sıcak olan, sıcak suyu olan ve uygun fiyatlı evler: Babuşka gibi düşük maaşlı bir öğretmen, 1968’den 1991’e dek çok düşük bir kira ödeyerek bu evde yaşadı, Sovyetler’in dağılmasıyla evin sahibi oldu ve 2022’de bu evde öldü. Dile kolay, 54 sene… İki kuşağı bu evde yetiştirdi. Üstelik Tallinn sınırları içinde Sovyet döneminden kalma bir de yazlığı vardı.

Babuşka bunlardan şikâyetçi değildi, ancak ona göre Sovyetler’de iaşe önemli bir sorundu. Evindeki dolaplar, 2020’lerde dahi tıka basa doluydu. Anlattığına göre bu, Sovyet döneminden kalma bir alışkanlıktı. O zamanlar, tam da lâzım olduğunda çarşıda –meselâ– mavi iplik bulunamayabilirdi. O yüzden mavi iplik görüldü mü alınır, evde bir kenara kaldırılırdı. Bu ilke, gıda için de geçerliydi. Çarşıda peynir, et bulundu mu alınır, buzdolabına konurdu.

Bu ortamda, Tallinn’e turist veya işçi olarak gelen Finler, Fin ürünlerini iyi fiyata okutuyorlardı. Parayı basanın eline geçirebildiği, kaliteli Fin ürünleri sükse kaynağıydı. Bu ürünleri Estonlar, biraz teknik beceri ile seyredebildikleri ve Estoncaya benzeyen dilini anlayabildikleri Fin televizyonunun reklamlarında görüyorlardı.

Sadece televizyon açısından değil, Estonya genel olarak da SSCB içinde ayrıcalıklı sayılabilecek yerlerdendi. Federasyonun her tarafı bu kadar şanslı değildi. Sovyetler’in içlerine seyahat ettiklerinde Babuşka ve ailesi hep bomboş dükkânlar görmüşlerdi. Oralarda dolaplar herhalde Tallinn’deki gibi doldurulamazdı. 

★★★

Gelişimin ertesi günü Babuşka hepimizi Energia Kohvik’e kahvaltıya götürdü. Lambrili ve aynalı duvarları, perdeyle süslenmiş davlumbazı ve küçük, yuvarlak masalarıyla en geç 80’lerde dondurulmuş gibiydi. Bugün de öyle. Kahve ve çörek aldık. Çörekler güzeldi. “Erken gelmek gerekiyor,” dedi gülerek. “Öğleden sonraya kalmaz. Eski günlerdeki gibi.”

Babuşka ile yıllar boyu eski günler hakkında birçok kez sohbet ettim. Sovyetler’i özler bir hâli yoktu. “Sovyetski Soyuz”dan söz açıldı mı aklına genelde yokluk, baskı ve haksızlıklar geliyordu. Komünist parti üyesi olmak zorundaydı, aksi halde öğretmen olarak iş bulması pratikte imkânsızdı. Komşu bile muhbir olabileceğinden görüşlerini kimseye özgürce söylemek mümkün değildi. Bağımsız Estonya’da kendini daha özgür ve mutlu hissediyordu.

Babuşka’nın evinde, barınma sorununun çözümünün o kadar da zor olmayabileceğini, bir çatı için insanların maaşlarının önemli bir bölümünden yıllarca fedakârlık etmesi gerekmediğini gördüm. Yine Babuşka’dan işittiklerimle sosyalist iktidarın ortalama, kendi halinde bir emekçiyi neden memnun bırakmadığını da gördüm. Siyasi yelpazedeki aktörlerin bu gibi durumlarda kendi işine yarayanı görüp işine gelmeyeni ele almaması kanımca önemli bir sorundur.

Bir yanda, dünyayı çapında bir barınma krizi var. Avrupa Parlamentosu aralık ayında Avrupa’daki barınma krizine yönelik bir komite bile kurdu. Komitenin Fin üyesi, yoksulluk araştırmacısı Maria Ohisalo’nun verdiği rakamlara göre Avrupa Birliği’nde 1,3 milyon kişi açıkta uyuyor ve 400 bin çocuk evsiz. Birçok büyük şehirde konutlar, 20-30 yıl boyunca gelirinin önemli bölümünü vermekle alınabiliyor. Kırsal bölgedeki bir ev ise bütün değerini kaybedip sahibinin bütün tasarrufunu yok edebiliyor. Öte yandan turistik şehirlerde daireleri otel odasına çeviren AirBNB tipi uygulamalar konutların kiralarını yükseltiyor. Bütün bunlar, konutların piyasada bir yatırım aracı haline gelmesinin yan etkileri. Ohisalo, komisyonda Fin icadı “Önce Ev” politikasını masaya getireceğini söylüyor. Bu politika, bireyin kendi ayakları üzerine doğrulabilmesi için önce barınabilmesi gerektiğinden yola çıkarak, maddi zorluk çekenlere barınma olanağı sağlıyor. Ancak hedefleri bu grupla sınırlı. Geliri yeterli olanlar ise piyasa ekonomisinde ev bedeli ödüyor, Avrupa Merkez Bankası’nın faiz oranlarını bazen yüreği hoplayarak izliyor.

Öte yandan Sovyetler’de devlet seri şekilde konut inşa ederek herkese ucuza barınma hizmeti sağlamıştı. Bugün dahi Avrupa’da eski Doğu Bloku ülkeleri ev sahipliği oranlarında en önde geliyor. Onları zengin İskandinavya izliyor.

★★★

Piyasaya odaklananlar önyargı ile bu çözümleri görmezden gelirken, sosyalistler Babuşka’nın bana anlattığı sorunlara karşı duyarsız kalıyor. Bugün sol yayınlarda gördüklerim, kapitalist deneyimlerin kötü, sosyalist deneyimlerin ise iyi yanlarına odaklanmış durumda. Sorunları dile getirdiğimde hemen her zaman ya inkâr, ya bunların kapitalizmde de olduğu ya da nihayet sosyalizmin –teoride– böyle olmadığı cevabını alıyorum. Halbuki bir kuramı ve uygulamasını geliştirmek için, uygulandığında ortaya çıkan sorunları ele almak gerekmez mi? Sosyalist tecrübelerin de sorunlarının tanınması ve bunlara çözüm aranması, hem bu sorunları çözmeye, hem de alternatif arayan ama sosyalist olmayan kitleleri ikna etmeye yaramaz mı?

Sanırım bu konudaki hissiyatımı en iyi şekilde Taylan Kara, McDonald’s Kuyruğu ve Sovyet Çöküşü adlı yayınında ifade etmiş: “Romantik Sovyetçilikten de anti-Sovyetik propaganda aygıtından da bilincimizi kurtarmamız gerekiyor.”

Yorum yazın

Hayatta en hakiki mürşit ilimdir, fendir.

M. K. Atatürk

SİTE HAKKINDA

Finlandiya özellikle Türkiye’de çok ideal bir ülke olarak görülüyor ancak aslında iyi bilinmiyor. Bu sitedeki Finlandiya konulu yazılarımla Fin tarihini, toplumunu anlatmaya çalışıyor ve yanlışları düzeltmeye çalışıyorum. Sitede başka konulu yazılarım da var.

Bu yazıların bazıları diğer platformlarda yayınlandı, ancak yer darlığından oraya giremeyen resim, video ve bağlantıları bu sitede bulabilirsiniz.

Yeni makalelerden haberdar olmak için lütfen sol taraftaki menüden e-posta yoluyla abone olunuz.

Bu sitedeki yazılar, aksi belirtilmedikçe atıf vermek kaydıyla ticarî amaç haricinde kopyalanabilir, dağıtılabilir ve yeniden kullanılabilir, ancak üzerinde hiçbir değişiklik yapılamaz.