Finlandiya’dan tıp, bilim, hayat, insan, doğa, kültür, tarih. Yazan: Çağrı Yalgın

Fin Kültürü ve Ahlâk Bilgisi

, ,

Geleceğe dönüş

Bilim ve Gelecek’in 252. sayısındaki kısa yazımda (s. 73), sol gelenekteki birtakım tartışma davranışlarını eleştirmiş ve bunların geleceğin sosyalizmini geliştirmenin önünde engel olduğundan yakınmıştım.

Dervişoğlu, yapıcı bir sorgulamayla geleceğe bakıyor

Bunun hemen ardından yayınlanan, Sinan Dervişoğlu’nun Sovyet Deneyi ve Yarının Sosyalizmi adlı 2 ciltlik eseri (Canut Yayınevi, 2025)1, zamanlama açısından sanki bana cevap vermek için yazılmış. Tabii şaka yapıyorum, Dervişoğlu’nun kitabının uzun yılların araştırmasına ve arayışına dayandığı aşikâr. Sosyal medyada pek izine rastlayamadığım Dervişoğlu, değerli zamanını 280 karakterli saçmalıklara cevap yetiştirmek yerine dört başı mamur bir çalışmaya adamış görünüyor.

Dervişoğlu’nu, kendisiyle “alan” Youtube kanalı (www.youtube.com/@alanburasi) için yapılan söyleşiler2 sayesinde tanıdım. Bu söyleşiler, kendisinin yaklaşım farkını öne çıkararak kitabın mantık yapısı üzerine potansiyel okura ipuçları veriyor. Bu, kitabın birinci cildinin ilk bölümünde çok güzel bir şekilde özetleniyor. Yazar, olaylara bahane bulmaktansa onların aslını (kapitalist propagandayı da olduğu gibi kabul etmeden) ortaya koyup bunlardan geleceğe yönelik ne gibi dersler çıkarabileceğimizi tartışıyor. Dervişoğlu olayları ve teoriyi sorguluyor, ama bunu geleceğe yönelik ve yapıcı bir şekilde yapıyor. Ayrıca teorik araçlardan ziyade sosyalizmin amacını göz önüne alıyor.

Ekim Devriminden 100 küsur yıl sonra, 70 yıllık SSCB, 45 yıllık Doğu Avrupa deneylerinden, sosyalist bir yönetim adına yapılmış ve yakın bir döneme kadar “sosyalizm ile özdeş” sayılmış sayısız ekonomik, siyasi, ideolojik, askeri, kültürel, bilimsel, sanatsal pratikten sonra bütün bunları yok sayıp, bunları analizini yapıp hesabını vermeden “gelecek mücadelede belli olur” demenin “kervan yolda düzülür” demekten farkı olamaz. Kimsenin böyle bir “kervana” katılmayacağı da ortadadır.

Kapitalizme karşı süren savaş yükselip de iktidara yönelme noktasına geldiğimizde, sıradan bir emekçinin soracağı şu soruya verilecek cevap ciddiyetle düşünülmelidir: “Geçmişten neyi farklı yapacaksınız? Kuracağınız yapının aynı kaderi yaşamayacağının garantisi ne olacak?” Gerçekçi olmak gerekirse, bu sorulara şimdiden anlamlı bir cevap ve tutarlı bir proje üretmeyen bir sosyalizmin, kapitalizme gerçekten alternatif olup iktidara yönelme şansı dahi artık yoktur. Emekçileri tanımsız bir “mutlu yarınlar” vaadi ile mücadeleye, sonuç alıcı ve fedakârlık isteyen eylemlere yöneltmek artık mümkün değildir.

Deneyimdeki başarısızlık, öz itibariyle, sosyalizm adına kurulan iktidarların başlangıç iddialarından giderek uzaklaşması; özellikle toplumsal katılım, siyasi özgürlükler, ekonomik refah alanında mevcut olan ve giderek koşul- larla açıklanabilir olmaktan çıkan yetersizliğin, bu rejimlerin kitleler nezdindeki meşruiyetini kemirmesidir. […] Yaşanan çöküşü bir travma olmaktan kurtarmanın tek yolu, olayı bir “trajedi” olarak algılamaya son verip, sosyalizmin dünya tarihinde yaşadığı bir dönemin, insanlığa ve sosyalizme çok şeyler katmış bir periyodun doğal bitişi olarak kavramaktır.

Kitabın birinci cildinde yazar, Ekim Devrimi’nden başlayarak Sovyet tarihini kabaca kronolojik sıra içinde ele alıyor ve kritik yanlışlar olarak gördüğü olaylara odaklanıyor. Dervişoğlu, Sovyet tarihini iyi ve kötü olarak ikiye ayıran görüşlere karşı çıkıyor. İlk yıllardan itibaren yapılan bazı yanlışların zamanla tek parti diktatörlüğü ile sonuçlandığı tezini işliyor. Dervişoğlu, bazı kararların (örneğin Bolşevik partisi haricindeki partilerin kapatılması) o gün için zaruri olsa dahi sonradan geri çevrilebileceğini hatırlatıyor, çevrilmemesinin hata olduğunu ekliyor.

İkinci ciltte ise, birinci ciltteki olayları ve günümüzdeki sosyalist uygulamaları temel alarak yarının sosyalizmi üzerine tartışmalar yürütüyor ve somut öneriler ortaya koyuyor Dervişoğlu. Bu cilt kronolojik değil, tematik şekilde ilerliyor. Örneğin kapitalizm ve sosyalizm aşamalarındaki ekonomi, hukuk, siyaset ve enternasyonalizm konuları ayrı ayrı ele alınıyor. Buradaki tartışmalardaki önemli bir yöntem, sosyalist tecrübelerin mukayesesi: Örneğin, neden Sovyet vatandaşları sosyalizmin yıkılışına sessiz kaldılar da Kübalılar büyük baskıya rağmen sosyalizmde direniyor? Tabii iki ülke arasında birden çok önemli fark var, ancak neyin kritik olduğunun tartışılması, gelecek uygulamaların yönü açısından muhakkak ki çok önemli.

Son olarak, gayet akıcı ve anlaşılır bir tarzda yazılan bu eserin daha çok okunmasını, tartışılmasını ve benzerlerine esin kaynağı olmasını diliyorum.

Dipnotlar

  1. Birinci cilt, ikinci cilt ↩︎
  2. Birinci bölüm, ikinci bölüm, üçüncü bölüm
    ↩︎

[Bilim ve Gelecek dergisi, Ağustos 2026]

Yorum yazın

Hayatta en hakiki mürşit ilimdir, fendir.

M. K. Atatürk

SİTE HAKKINDA

Finlandiya özellikle Türkiye’de çok ideal bir ülke olarak görülüyor ancak aslında iyi bilinmiyor. Bu sitedeki Finlandiya konulu yazılarımla Fin tarihini, toplumunu anlatmaya çalışıyor ve yanlışları düzeltmeye çalışıyorum. Sitede başka konulu yazılarım da var.

Bu yazıların bazıları diğer platformlarda yayınlandı, ancak yer darlığından oraya giremeyen resim, video ve bağlantıları bu sitede bulabilirsiniz.

Yeni makalelerden haberdar olmak için lütfen sol taraftaki menüden e-posta yoluyla abone olunuz.

Bu sitedeki yazılar, aksi belirtilmedikçe atıf vermek kaydıyla ticarî amaç haricinde kopyalanabilir, dağıtılabilir ve yeniden kullanılabilir, ancak üzerinde hiçbir değişiklik yapılamaz.