Bulmacalarda sıklıkla sorulduğu üzere “mitolojik Fin destanı” Kalevala’nın Türkçesini elime aldığımda tercümanlarını da merak ediyordum. Kapakta Lâle Obuz ve Muammer Obuz isimleri geçiyordu. İlk aradığımda Lâle Obuz hakkında pek bir şey çıkmamıştı. Muammer Obuz ise milletvekilliği ve senatörlük yapmıştı.
Metin Toker’in Akis dergisinin kapağından ve başyazısından (31.3.1956), Obuz’un partisinin kararlarını paşa paşa onaylayanlardan olmadığı anlaşılıyor:
Bu haftanın başında bütün gazeteler D. P. ‘nin bir genç milletvekilinden bahsediyorlardı. Sözleri olduğu gibi aksettirilmemiş, sözleri istismara çalışılmış, sözleri tahrif bile olunmuştu. Ama bunların üstünde bir hakikat göze çarpıyordu: bu genç milletvekili bütün meziyeti muhalefete söğmek, iktidarı övmek olan D. P. mensuplarından değildi. Bilakis partisine ve dolayısiyle memlekete hizmeti başka mânada alıyordu. Bir zihniyetteydi ki bu zihniyetin bilhassa 1955’ten bu yana parti içinde mesafe katettiği gözden kaçmıyordu.
Milletvekilinin adı Muammer Obuz’du. Mecliste Konya’yı temsil ediyordu ve hakiki kuvveti Konyalıların kalbinde kazandığı yerdi. 1914’te Konyada doğmuştu. Orada 110 senelik evinde ikamet ediyordu. 400 senelik aile mezarlığı Konya’nın merkezindeydi. Daha evvelkiler ise İsmil köyündeydi. Muammer Obuz her manasiyle Konyanın çocuğuydu. Konya Lisesi’ni bi- tirdikten sonra hukuk tahsili yapmış, Doğu’da, Orta Anadolu’da ve Trakya’da vazife görmüştü. 1946’da seçimlerden on gün evvel o zamanki iktidar genç savcıyı “demokrattır” diye Tekirdağ’dan Doğu’ya tayin etmişti. Fakat Muammer Obuz istifa etmiş, Konya’ya gelmiş, hakikaten D.P.’ye girmiş. Savcıyken Demokrat olduğu doğru değildi, üç yıl müddetle Akyokuş gazetesini yevmi olarak çıkartmış, kimseden beş paralık yardım görmemiş, elinden geldiği kadar C.H.P. iktidariyle ve onun zihniyetiyle mücadele etmiş, 1950’de milletvekili olarak Meclis’e gelmişti. D.P.’nin Konya’daki zaferinde Muammer Obuz’un hissesini inkâr etmek haksızlığın ta kendisidir.
Muammer Obuz D. P. lidir, ama Menderesci değildir. Nitekim Menderes n. ve Menderes IV. hükümetlerine kırmızı rey vermekten çekinmemiştir. Neden çekinecektir, zaten? Dünyada, borcundan başka bir şeyi yoktur ki! Obuz, siyasetin her zaman insanı zenginleştirmediğinin D.P. içinde canlı misallerinden birisidir.
Particilik anlayışı da “bu kadar cefa çektik, biraz da safa sürelim” diye ifade edilemez. Muammer Obuz’u bir çoklarından ayıran vasıf da budur. [Küçük değişikliklerle aktarıldı.]
İlginç biri. Ancak TBMM albümüne göre Obuz’un Fincesi yok. O zaman Kalevala’yı nasıl çevirmiş olabilirdi? Belki de Fincesinden değil, örneğin İngilizcesinden veya Fransızcasından çevirmişti.
Bunun cevabını başka bir haberden alıyoruz. Obuz hayatını 1957 yılında “Finlandiyalı Miss Liza” ile birleştirmişti. İktidar partisi milletvekilinin nikâhının şahitleri, gayet münasip olarak bakan ve emniyet genel müdürü olmuştu.
Cumhuriyet, 26.1.1957
Gazete neden bir Fine İngilizce miss unvanını münasip gördü bilmiyorum. Üstelik bu genç kadının adı da Liza değil Liisa idi. Liisa Partanen, Heinjoki kasabasında (bugün Rusya’daki Вещево) doğmuştu. Muammer Obuz ile 1954’te tanışmışlardı. Üç yıl sonra evlenince adını Lâle olarak değiştirdi.
Türkiye’ye taşınırken yanında Kalevalası’nı da getirmiş, halkının bu önemli eserini tercüme etmeyi daha o zamandan kafasına koymuştu. İlk denemeleri 1958’de yapmaya çalıştı ise de tercümeye başlayabilecek kadar Türkçeyi ancak 1963 yılında öğrenebildi.
Lâle Obuz, eski adıyla Liisa Partanen. Kaynak: Kalevala Cemiyeti (Yazılı izinle kullanılmıştır.)
Obuz çifti Kalevala’yı çevirirken, başka tercümanların da karşılaştığı bazı zorluklarla karşılaştılar. Destanın kendine has kelime dağarcığı, eş anlamlı kelimeleri ve Türkçenin yapısında kaynaklanan sorunlarla boğuştular. Büyük oranda günün yaşayan Türkçesini kullanarak, rahat okunan bir Kalevala çevirisi yarattılar. Nihayet 1965’te Kalevala’nın ilk 25 runosu, ertesi yıl da ikinci 25 runosu, 1961’de CHP’ye geçerek Konya senatörü seçilmiş Muammer Obuz’un masrafları cebinden karşılamasıyla yayınlandı.
Obuz çifti ayrıca Fin edebiyatçı Aleksis Kivi’nin yazdığı, ilk Fince roman olan Yedi Kardeşler’i ve Fin asker ve devlet adamı Carl Gustaf Emil Mannerheim’in anılarını da Türkçeye kazandırdı.
Obuz çiftini ilk araştırmaya başladığımda, üzerine daha çok bilgi bulunduğu için Muammer Obuz’a takılmış kalmıştım. Yukarıdaki çevirilerin neredeyse tamamını yaptığından şimdi emin olduğum Lâle Obuz’u araştırmak ise aklıma neden sonra gelmişti. Maalesef hakkında sonra da çok az bilgi bulabildim, özellikle siyasetçi eşine kıyasla. Finlandiya’dan Türkiye’ye taşınıp kültürümüze katkı yapan bu kıymetli insan hakkında keşke daha çok bilgimiz olsaydı.
Finlandiya özellikle Türkiye’de çok ideal bir ülke olarak görülüyor ancak aslında iyi bilinmiyor. Bu sitedeki Finlandiya konulu yazılarımla Fin tarihini, toplumunu anlatmaya çalışıyor ve yanlışları düzeltmeye çalışıyorum. Sitede başka konulu yazılarım da var.
Bu yazıların bazıları diğer platformlarda yayınlandı, ancak yer darlığından oraya giremeyen resim, video ve bağlantıları bu sitede bulabilirsiniz.
Yeni makalelerden haberdar olmak için lütfen sol taraftaki menüden e-posta yoluyla abone olunuz.
Bu sitedeki yazılar, aksi belirtilmedikçe atıf vermek kaydıyla ticarî amaç haricinde kopyalanabilir, dağıtılabilir ve yeniden kullanılabilir, ancak üzerinde hiçbir değişiklik yapılamaz.
Yorum yazın